Üye Girişi

Online Kişiler

Şu anda 17 konuk çevrimiçi

                                

Eğer ki siz,

(Küresel emperyalizmin ve emperyalizmin en etkili aracı olan dinsel istismarın,

irtica ve ortaçağ karanlığının, dinci oligarşinin, tüm radikal din anlayışlarının

ve bunun bir türevi olarak, kimi kitlelere benimsetilmeye çalışılan “Ilımlı İslam” safsatalarının, ümmetçiliğin, tarikatlaşmanın, ırkçılığın, faşizmin,

her türlü totaliter rejim ve despotizmin,

her türlü bölücülüğün, tekelleşmenin, özelleştirmenin ve sansürün)

karşısındaysanız;

buna karşılık,

(Vatanın bölünmez bütünlüğü, hukukun üstünlüğü ve üniter devlet yapısı içinde

tam bağımsızlık, tam demokrasiden,

sosyal hukuk devleti, ulusal birlik, adalet, eşitlik, yurtseverlik ve laiklikten)

yanaysanız;

(Evrensel değerler ve evrensel gerçekleri benimsemenizin yanında,

“Ulusal olunmadan, uluslararası olunamaz”

İlkesi ve bu ilkeyi en şekilde ifade eden, Koca Nazım Hikmet Usta’nın

”Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine”

dizeleri size de son derece anlamlı geliyorsa

ve bu şekilde toplumcu ve gerçekçi bakış, yenilikçilik,

insan hakları, insanlık ve insancılık,

düşünce özgürlüğü, çağdaş dünya, çağdaş toplum, çağdaş uygarlık,

toplumsal huzur ve dayanışma, her alanda fırsat eşitliği ve en önemlisi

“Türkiye Cumhuriyetinin Temeli Kültürdür”

özdeyişi ışığında, Onuncu Yıl Marşımızın

“Tarihten önce vardık, tarihten sonra varız”

dizeleri son derece onurlu ve kutsal bir şekilde tüylerinizi ürpertiyorsa,

çünkü, “Tarihten önceki var oluşumuzu ve tarihten sonra da var olacağımızı”

Ülkemizdeki kültür zenginliğimize borçluysak,

Traklardan, Hititlere;

Hititlerden, Romalılara;

Romalılardan, Selçukluya;

Selçukludan,Bizansa;

Bizanstan, Osmanlıya;

Osmanlıdan, Türkiye Cumhuriyetimize değin

son derece zengin bir insan, toplum ve kültür aşuresi olan ülkemizde

bu aşureyi bir arada tutan öğe:

bu toprakların onuru ve övüncü

Hünkar Hâce Bektaş ı Veli, Yüce Mevlana,

insanlar insanı, dostlar dostu, garipler garibi Türkmen Kocası

Yunus Emre aydınlığında,

insanlığı ve insancalığında,

özgürlük,

eşitlik,

kardeşlik,

aydınlık,

adalet,

hoşgörü ve

insan sevgisi ise;

Hünkar Hâce Bektaş Veli’nin “Bir olalım; iri olalım, diri olalım”

Yüce Mevlana’nın

“Dünle beraber gitti canlarım; ne kadar söz varsa düne ait.

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım”

İnsanlar insanı, dostlar dostu, garipler garibi Türkmen Kocası Yunus Emre’mizin

“Sen, sana ne sanırsan

Ayrığa da onu san.

Dört kitabın manisi

Budur eğer var ise”

ilkeleri ve Koca Ahmet Arif Usta’nın Anadolu’yum Ben şiirindeki

“Beşikler vermişim Nuh’a

Salıncaklar hamaklar…

Havva Anan dünkü çocuk sayılır,

Anadolu’yum ben

Tanıyor musun ? ”

dizeleri ışığında,

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün

tüm devrim ilkeleriyle birlikte

“Yurtta Barış, Dünyada Barış”

ilkelerini benimsemiş ve

“ Ne mutlu Türküm diyene!”

özlü sözünü de

“Ne mutlu Türk olana” olarak değil de

kendini ülkemizin vatandaşı, ülkemize gönülden bağlı herkes ama herkesi

kapsadığı şeklinde algılıyorsanız;

bu ilkelerin yanındaysanız; bu ilkeler ve değerler sizin için de her şeyse;

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün Bursa Söylevi, Büyük Söylevi

ve Büyük Söylevi sonundaki Gençliğe Seslenişi içindeki değerler ve özellikle

“ Ben manevi miras olarak

hiç bir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum.

Benim manevi mirasım: BİLİM ve AKILDIR.

Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda kaldığımız, çetin ve köklü zorluklar karşısında,

belki amaçlarımıza tam olarak eremediğimizi,

fakat asla ödün vermediğimizi AKIL ve BİLİMİ

rehber edindiğimizi onaylayacaklardır.

Zaman hızla ilerliyor; ulusların, toplumların, kişilerin

mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor.

Böyle bir dünyada asla değişmeyecek kurallar getirdiğini iddia etmek,

AKLIN ve BİLİMİN gelişimini yadsımak olur.

Benim Türk Ulusu için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır.

Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde

AKIL ve BİLİMİN rehberliğini

kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar”

özdeyişindeki ilerici ilkeleri tamamen benimseyerek;

böylece Atatürk’ümüzün manevi mirasçısı olabilme şerefine ulaşmışsanız

ve yine Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün

“ Söz konusu vatansa, gerisi ayrıntıdır”

özdeyişi sizin için de her şeyse;

durum böyle iken, var oluşunu

“Ya İstiklal Ya Ölüm!”

ilkesiyle, emperyalizme karşı ilk ve en şanlı savaşa borçlu olan ülkemizdeki

kimi uygulamaların, Atatürk Türkiye’si aydınlığına

(karşı devrim) çabalarıyla

ve kirli emellerle yapıldığının bilincindeyseniz;

bu nedenle de

“ VATAN, NAMUS, AHDE VEFA”

ilkeleri çerçevesinde, kendinizi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün

ilkelerini ve eserini

korumak ve kollamaya borçlu hissediyorsanız;

zaten bizlerle aynı ilkeleri paylaşıyorsunuz;

zaten siz de aynı bizler gibi “ Şu Çılgın” Türklerdensiniz,

siz de Memleket Sevdalısısınız.

Dernek olma konumumuz nedeniyle, politika ile yakın temasta bulunabilmek,

faaliyet alanımız dışında ise de,

“Bilim” olması nedeniyle, “Siyaset Bilimi”de, tabi ki çalışma alanlarımız içinde…

Tüm sosyal, kültürel, bilimsel ve sanatsal çalışmalarımızda

kapımız ve gönlümüz açıktır size .

Hoşça geldiniz, dostça geldiniz!